Japonya Hakkında Bilmediğiniz Gerçekler

YEMEK
Japonya denilince aklımıza ilk önce Suşi geliyor. Ancak Japon mutfağı bundan çok daha fazlası, Rahmen, Nuddle, Tempura, Soba, Dumpling (Çin Mantısı), Kobe bifteği, envai çeşit balık ve diğerleri. Ama bir Türk için aç kalacak kadar da alışılmadık ve karışık.
Bir kere EKMEK yok, PİRİNÇ var. Sandviçi bile pirinç ile yapıyorlar.

PEYNİR yok, TOFU var. Restoranlarda ve marketlerde peynir, hamburger peyniri ile sınırlanmış, öyle bir rafta 1 -2 tane, boynu bükük. Oysaki soyadan yapılmış Tofu öyle mi? Miso çorbasından tut, rahmena kadar her yemeğin içinde. Hellim Peyniri gibi acı soslusu da var.
SÜT çok az… Çocuk musunuz süt içecekseniz canım? Gidin Sake için.
CİPS mi dediniz, balık veya karides kurusu verelim! Gözüyle mözüyle ohh çıtır çıtır.
Biz genelde aç kaldık. Şimdi anlıyorum Japonya’daki arkadaşa neden kavanoz kavanoz yiyecek götürdüğümüzü!!                                                                                                                Bu arada tüm Japonya’da çeşmeden akan su direk olarak içilebiliyor. Parklarda, bahçelerde ve tapınaklarda bolca çeşme var. Ne büyük bir rahatlık inanamazsınız.

 

KAWAİ

Nedir bu Kawai dediğinizi duyar gibiyim. Kawai her şeyin şirin versiyonu. Lattenizin üzerine köpük ile 3 boyutlu yapılan kedicik, suşinizin içinde yine yosun ile yapılmış tavşancık figürü, dondurmanızın üzerindeki ayıcık, Totoro şeklinde wagashi (Japon tatlısı) vb. Tabi ki yetmez, bize kırtasiyelerden bahset dediğinizi duyar gibiyim. Evet bizde saatler boyunca o kırtasiyelerde kaldık arkadaşlar. Çıkartmalar, not defterleri, kalemler, renkli bantlar, oyuncak evler, anime karakterlerin her şeyi, anime kılığında etrafta dolaşan insanlar… Çılgın bir tatlılık modası.. Kızların tırnaklarında animeler var ya da uğur için bir elini kaldırmış kedi figürü. Kapsül oyuncakları saymıyoruz zaten, onlar yollardaki, alışveriş merkezlerindeki otomatlar da yerlerini almışlar.

Tüm bu çılgınlığın temelinde süppper tatlı Japon çocukları olduğunu düşünüyoruz. Alın size fotoğrafları. Biz bir tane kapıp getirmemek için kendimizi zor tuttuk.

TEKNOLOJİ

Japonların hızlı trenleri Shinkansen ile ne kadar gururlu olduklarını duymayan yok. Ama asıl gurur duydukları 38 milyon insanın yaşadığı dev bir metropolün  bu kadar sorunsuz işlemesi. Burada her şey düzen üzerine kurulu. İnsanlar yolda hızlı adımlar ile yürüyor, salınan etrafına boş boş bakınanını görmedik. Bu düzeni bozabileceği için açık havada belirlenmiş alanlar haricinde sigara içmek yasak. Evet ama restoranlarda belirli saatlerde rahatlıkla sigara içilebiliyor. Bu bizi rahatsız etmedi değil. Yollarda çöp kutusu yok. Çünkü Japonlar tüm çöplerini ayrıştırıyorlar, bu sebeple evlerine veya ofislerine kadar çöplerini taşıyorlar. Yollar pırıl pırıl, tertemiz.. Biz bunun için nano teknoloji kullandıklarını düşünüyoruz. Tüm asfaltlar sanki dün atılmış gibi parlar mı? Ahh gelelim tuvaletlere, hepsi otomatik. Oturduğunuzda sıcak, muslukların sıcaklığını ve açısını ayarlayabiliyorsunuz, kumanda alanında mahremiyet için sürekli sifon sesi çıkan bir özellik var:P Ancak o kumandayı Japon harfleri ile kullanmayı başaramazsanız sifonu bile çekemezsiniz valla, bizden söylemesi.. Bazı restoranlarda sizi humanoid robotlar karşılıyor. Menüyü ve siparişinizi tablet üzerinden hallediyorsunuz. Amazon Go benzeri insansız marketler zaten hayatlarında.

Bir de dergide okuduğunuz Paris’e Virtual Reality (VR) gözlüğü ile seyahat ilanını anlatmalıyız. Havalimanına gidiyorsunuz, sizi uçak koltuklarına oturtuyorlar. Sonra takın VR gözlüklerini 2 saatlik bir Paris ziyareti, bu sırada uçak yemeği bile ikram ediyorlarmış. Son olarak mimari!! Tek kelime ile etkileyici, deprem o kadar hayatlarında ki deprem sırasında etrafındaki paneller üzerinde salınıp hiç zarar almadan yerine oturan sevimli Prada binaları bile var..

İNSANI

Japon insanı öyle bizlere benzemiyor. Çok nazik, çok çalışkan, çok geleneksel, çok yardımsever.. Değişik bir kültür işte… Burada insanlar çalışmaktan ölüyor kardeşim. Sabah işe git. Akşam 10’dan evvel işten çıkma. Sonra ver elini Japon meyhaneleri, iç, saçma sapan eğlen, bir sonraki gün yine aynı çalışkan insan. Burada insanlar iş yerinde iş dışında konuşmuyor, cep telefonları ile ilgilenmiyorlar, sadece iş yapıyorlar. Tüm çalışanların üzerinde tek tip koyu renkli takım elbise, ciddi yüz ifadeleri. Lütfen aşağıdaki fotoğrafa dikkatli bakın. Öğle arasında plaza insanları telefonlarına gömülmüş, iletişim yok.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşamları ise meyhaneler aynı giyimli insanlar ile doluyor. İçki eşliğinde televizyonda gördüğümüz ergen işi dediğimiz eğlenceler peşindeler. Biz tabi film izler gibi onları izledik. En son biri iş arkadaşı kızın burnunu chopstick sokuyor, tüm masa kahkahalara boğuluyordu. Bizim de bu manzara karşısında bir çekirdek çitlemediğimiz kaldı:P

Tanışık insanlar arasında bile fiziksel temas çok az. Bir aile geniş aile toplantısı için bir restoranı seçmişti. Gelen misafirleri eğilerek selamlayıp yerlerine oturtuyorlardı. Herkes toplandığında da sıra ile ayağa kalkarak konuşmalarını yapıyorlardı. Evet yine tiyatro gibi izlediğimiz doğrudur:P

Metronun görünmez kuralları var. Yürürken sigara içmek olmadığı gibi yemek yemek de hoş karşılanmıyor. Metroda telefon ile yüksek sesli konuşmak ise çoook ayıp. Nice insanlar gördük telefonla konuşmak için kendilerini duvara yapıştırmış. Bunları gördükçe bizim toplantılarımızda baaazılarının katılımcıları yok sayıp cayır cayır telefon ile konuşmasını esefle tekrar kınıyoruz.

Şu maske nedir diye sorarsanız. O da gelişmişliklerinden arkadaşlar. Kendisini hasta hisseden kişi diğerlerine bulaştırmamak için maske takıyor. Aşırı hijyen filan değil sebebi.

Ahh o kadar iş hayatından bahsettik, bunu atlamayalım. Japonya’da insanlar mesai öncesinde topluca spor yapıyor. Vallahi gözlerimizle gördükJ Bir de ülkede bir yere zamanında varmak 15 dk erken gelmek olduğu için işse geç gelmek diye bir şey yokmuş. Geç gelinse ne olur diyoruz? Israrla öyle bir şey olmaz ki diyorlar!!

O zaman her mağazaya girdiğimizde ve çıktığımızda geniş gülümsemleriniz ile bize seslendiğiniz gibi “Arigatoo gozaimasu.” Paranızın üstünü iki elleriyle verecekler, tek el ile para uzatıp terbiyesizlik yapmayın:P

BAHÇELERİ

Zen bahçesi, Japon bahçesi, Hani bunun Kış Bahçesi:) Bahçe deyip geçmeyin Japonların her işi estetik ve yılların sabrı ve ustalığı ile yapılıyor. Basitlik içinde mükemmellik yakalıyorlar. Burada bırakıyoruz fotoğraflar konuşsun.

Bu arada atlamadan Japonların Hakone adındaki termal su banyoları çok meşhur. Belgesellerde karlı günlerde sıcak termal su içinde uyuklayan kırmızı suratlı dağ maymunlarını anımsarsınız. Onların da ana vatanı Japonya. Ancak eğer ki dövmeniz varsa banyoya girmeyi unutun. Dövme Japon mafyası Jakuzalar ile bağdaştırıldığı için banyoya kesinlikle alınmıyorsunuz.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s