Yosemite Milli Parkı

California eyaletinde bulunan Yosemite Milli Parkı, ABD’nin en önemli ve popüler milli parklarından bir tanesi. Biz de uzun zamandır aklımızda olan bu doğal alanı, San Francisco, Tahoe Gölü ve Big Sur’u kapsayan turumuz kapsamında programımıza dahil ettik.

Yosemite Milli Parkı’nın birden fazla girişi bulunuyor. Bizim esas gitmek istediğimiz kısım Yosemite Vadisi(Yosemite Valley) olduğu için planımızı buna göre yapmıştık. Milli parkın içinde kalacak yer sayısı sınırlı olduğundan ve fiyatları da pahalı olduğundan, biz Yosemite Vadisi’ne yaklaşık 1 saat mesafede olan Mariposa’da konaklamaya karar verdik. Mariposa, her ne kadar gezmeye çok fırsatımız olmasa da, meşhur “altına hücum” zamanlarının en önemli noktalarından bir tanesiymiş ve şuan da Yosemite seyahati için uygun yerlerden birisi. Bizim kaldığımız pansiyonumuz, Mariposa Hotel Inn tonton bir teyzenin işlettiği tarihi bir pansiyondu. Otel duvarlarında eski zamanlardan resimler, tablolar, yazılar gibi bir çok ilginç obje vardı.

Pansiyonda iyice dinlenip, sabah erkenden yola çıkıyoruz. İyi ki de öyle yapmışız. Yosemite Vadisi’nin özellikle haftasonları oldukça yoğun olduğunu okumuştuk her yerde. Her ne kadar biz haftaiçi bir gün gitmiş olsak da, yine de vadinin içi oldukça kalabalıktı. Park yeri bulmak, özellikle de öğle saatlerinden sonra oldukça zor olabiliyor.

İlk ziyaret yerimiz Bridalveil Şelalesi. 188 metre yükseklikten dökülen bu şirin şelaleye park yerinden kısa bir yürüyüşle ulaşılabiliyor. Şelalenin görünüşünden dolayı Türkçesi “Gelin Duvağı” anlamına gelen bu isim verilmiş. Bizim yukarıdaki fotoğrafı çektirdiğimiz yere bile oldukça su tanesi geliyordu; sabahtan güzel bir uyandırma seansı oldu bizim için de:)

Buranın hemen ardından, vadinin genişlemesine görülebileceği Tunnel View’a gidiyoruz. Buraya öğleden sonra gitmenin daha iyi olacağını söyleyebiliriz. Biz hem sabahtan hem de daha sonra gittiğimiz Glacier View yolu üzerinde olduğundan, öğleden sonra da gittik. Güneşin konumundan dolayı öğleden sonra kesinlikle daha güzel bir manzara veriyor.

Ardından vadinin içine geri dönüyoruz. Arabamızı vadi içindeki park yerlerinden birisine koyarak, Aşağı Yosemite Şelalesi’ne (Lower Yosemite Falls) doğru yürümeye başlıyoruz. Orman içinden düz bir patikada 15-20 dakikalık bir yürüyüşle bu şelaleye ulaşmak mümkün. Tek sorun şelalenin dibine kadar gitmenin oldukça büyük kayaları ve orada bulunan onlarca insanı geçmeyi gerektirmesi:) Yosemite Şelalesi katman katman ve burası en alt katmanı. Yukarıdaki kısımlara da sıkı bir yürüyüşle ulaşmak mümkünmüş. Ama hem hava çok sıcak hem de yapacak çok fazla şey olduğundan, bunu yapmıyoruz.

Sıcaktan bunalmış olarak ne yapacağız diye düşünürken, milli park girişinde bize verilen haritada plaj olarak gözüken bir yer dikkatimizi çekti. Hem de bu yer Yosemite Şelalesine de oldukça yakın gözüküyordu. Biz de buraya gitmeye karar verdik. İyi ki de gitmişiz. Swinging Bridge(Sallanan Köprü) olarak geçen bu yer Merced Rehrinin daha sığ ve durgun olduğu bir yerinde olduğundan yüzmek mümkün. Su, tam anlamıyla buz gibi. Temmuz sıcağında inanılmaz güzel geldi bize:) Aynı zamanda ağaçların altında piknik yapmak için de çok uygun. Biz, ördek misafirlerimizle beraber güzel bir piknik yapıp, sandviçlerimizi yedik:) Yosemite de yiyecek imkanı oldukça sınırlı ve seçenekler de pahalı olduğundan, yanınızda yemeğinizi getirmeniz çok önemli.

Yüzme ve öğle yemeği molamızın ardından, vadinin karşı tarafına geçerek dönüş yolumuza koyuluyoruz. Dönüşte görülecek iki yer daha var. Öncelikle El Capitan yani Yosemite’nin en bilenen kayası. Tam 2300 metre yüksekliğinde kesintisiz bir blok kayadır kendisi. O nedenle Birgül’ün fotoğrafını çekmek oldukça zor oldu kendisiyle:) Bu yüksekliğiyle kaya tırmanışçılarının mabetlerinden bir tanesidir. 2017 yılında Alex Honnold burayı free solo yani korumasız(ip vs olmadan) tırmanan ilk kişi olmuştur. Hatta bunun belgeseli de var, izleyebilirsiniz. Biz gitmeden izlemiştik inanılmaz bir hikaye!

Görülecek bir diğer yer ise vadinin bu sefer tabandan izlenebileceği yer. Bir ismi yok ama dönüş yolunda sol tarafta duran arabaları görünce biz de durduk ve bu güzel manzarayı gördük:)

Ardından dönüş yoluna geçiyoruz ama uğramamız gereken bir yer daha var; Mariposa Grove. Burası adından da anlaşılacağı gibi bizim kaldığımız yere yakın ve Yosemite Milli Parkı içerisinde bulunan, dev Sekoya ağaçlarının bulunduğu bir yer. Parkın biraz daha dışında kalıyor ama mutlaka görülmesi gereken bir yer olduğunu söyleyebiliriz. Ağaçlar gerçekten çok büyük.

Sekoya ağaçları hacim olarak dünyanın en büyük ağaçları. Bu orman içerisindeki en büyük ağaçların da hep isimleri var. En büyükleri olan Grizzly Giant adından da anlaşılabileceği gibi tam anlamıyla bir dev!

İkinci gün yine sabah erkenden kalkıyoruz. Bugün yolumuz uzun. Öncelikle yine Yosemite Vadisine gidip, ardından 4 saatlik bir yolculukla San Francisco tarafına doğru gitmemiz gerekiyor. O nedenle vadi içerisinde dün yapamadığımız şeyleri bugün tamamlayacağız.

Öncelikli rotamız Mirror Lake yani Ayna Gölü. Burası vadinin en son bölümünde bulunuyor. Aracımızı Curry Village’da parkedip, çoğunluğu orman içerisinde olan yaklaşık 35-40 dakikalık düz sayılabilecek bir patikada yürümeniz gerekiyor buraya varmak için. Bu gölün özelliği yine Yosemite’nin ünlü yerlerinden birisi olan Half Dome’un yansımasının gölün üzerine düşüyor olması. Göl oldukça durgun olduğundan bu yansımalar çok belirgin olarak gözüküyor. Özellikle çocuklu ailelerin de çok tercih ettiği yerlerden birisi burası.

IMG_9654 (Large)

Aynı patika yoldan geri dönüyoruz ve artık biraz acıktığımız ayrıca daha sonra gideceğimiz duraklarda yiyecek bulamayacağımız için Curry Village’ın içerisinde yemeğimizi yiyoruz. Burada fena sayılmayacak bir iki mekan var. Kapalı olan bölüme girdiğimizde bizi bir sürpriz karşılıyor. Yosemite’de kaç zamandır göremediğimiz ayı meğerse buradaymış:)  Neyse ki bizim isteğimizi kırmıyor ve beraber bir selfie çekiliyoruz:) Şaka bir yana buralarda pek bir bakındık ama ne yazık ki görme imkanımız olmadı bu harika yaratıkları. Yosemite bu anlamda şanslı yerlerden bir tanesi ve ne yazık ki bu nedenle de ayılar için tehlikeli olabilecek bir yer. Öncelikli tehlike araçlar. Geçtiğimiz yıllarda onlarca ayı araçların çarpması nedeniyle ölmüş:(

Ayılar için daha tehlikesiz bir dünya umuduyla artık Yosemite’deki son durağımıza doğru yola çıkıyoruz; yani Glacier Point’e. Burası vadiye 1 saat kadar uzaklıkta. İlginç olan aslında vadinin hemen yanı başında ancak yüksekliği nedeniyle dolanbaçlı yollardan döne döne 1 saat gitmeniz gerekiyor. Glacier Point’ten hemen önce Washburn Point bulunuyor. Burasının manzarası da en az Glacier Point kadar etkileyici. Özellikle bir çok farklı şelaleyi buradan görme imkanınız var. Aynı zamanda Half Dome da bütün heybetiyle tam karşımızda duruyor. Mutlaka görülmeli.

Ve sıra geldi en son durağımız olan Glacier Point’e. Burası bizi Yosemite’de en çok etkileyen yerlerin başında geliyor desek doğru olur. Fotoğraflarla anlatılabilecek bir yer değil gerçekten. Muhteşem bir manzara, insanın aşağıya bakarken heyecandan adeta nefesi kesiliyor. Vadiye 1 saat uzaklıkta olduğu için acaba gitsek mi gitmesek mi diye çok ikilemde kalmıştık. İyiki de gitmişiz. Burada yaşadığımız ilginç bir anıyı da paylaşarak Yosemite yazısını da sonlandıralım.

Glacier Point’te vadinin güzelliğine bakarken, bir yandan da havanın bozuyor olduğunun farkındaydık. Hem bulutlar çoğalmış hem de yavaştan rüzgar başlamıştı. Birden telefonumuz daha evvel duymadığımız farklı bir sesle ötmeye başladı. Ve ardından herkesin telefonu aynı sesle ötmeye başladı. Filmlerde bir yerde bomba patladığında FBI ajanlarının çağrı cihazları aynı anda öter ya, aynen öyleydi:) Telefona baktığımızda bunun bir uyarı olduğu ve birazdan burada sel, fırtına vs olacağını söylüyordu. Bu uyarının gelmesinin üzerinden çok da zaman geçmeden rüzgar inanılmaz hızlandı. Adeta bütün ağaçlar köklerinden sökülecek gibi sallanmaya başladı. Biz de koşar adım aracımıza doğru giderken, bir yandan da ağaçlardan düşen dallardan ve rüzgarın yerden kaldırdığı tozdan korunmaya çalışıyorduk. Böyle bir macera ile de Yosemite Milli Parkı gezimizi sonlandırdık:)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s